Bu yazıda diğer yazıya gelen yorumlardan okuyabildiğim kadarından ( çok fazla yorum olduğu için bir süre sonra artık okumaya yetişemez oldum) birkaç tanesine yanıt vermek istiyorum.
18 yıldır Meb personeliyim. Yani devlet okullarında öğretmenlik ve yöneticilik görevlerinde çalıştım, hala çalışıyorum. Bu sürenin yaklaşık 13 yılı Okul Yöneticiliği pozisyonunda geçti ancak geçen yıl kişisel değerlerim ve yapmam beklenenler arasında oluşan uyumsuzluk, birlikte görev yapmak zorunda kaldığım kimselerle aynı düzlemde buluşamama gibi sebepler nedeniyle Yöneticilik görevimden istifa ettim. Meslek hayatıma öğretmen olarak devam etmekteyim.
Yani devlet okullarının her türlü kademesinde ki işleyişi, MEB teşkilatlanmasını, okullarda eğitim öğretim ortamlarını vs gayet iyi bilirim. Tabi kendi bakış açımla bilirim ve başka bakış açılarına saygı duyarım.
Ancak anlamadığım ve bir türlü bir yere oturtamadığım müfredatın yetişmeme konusunda ki değişikliği ve güçlüğü yaratan etmenin nasıl ve nerede oluştuğunu inanın ben bilmiyorum. Yorumlar üzerine de bir çok öğretmen ve okul yöneticisi arkadaşıma sordum, ben bilmeden müfredat iki katına falan çıkarıldı da haberim yok mu diye. Onlarda müfredatta bu anlamda bir değişiklik olmadığını söylediler. Yani müfredat yetişmediği için eve gönderilen ödevlerin artması anlamında gerçekçi bir bağlantı ben bulamadım. Bulabilen varsa söylesin lütfen.
Şöyle bir açıklama belki daha gerçekçi olur. Daha önceki yıllarda üniversite seviyesinde yapılan yerleştirme sınavları artık lise seviyesine indiği için ve maalesef pek çok aile de çocuklarının bu sınavlarda başarı göstermesini hayati bir durum gibi algıladığından müfredata ilave test vs kitapçıkları ile öğretmen arkadaşlarım velilerin başarı beklentilerine cevap verebilmek açısından ödev konusunu bu derece önemli bir hale getirmiş olabilirler. ( Tabi çalıştıkları okul yönetimlerinin isteği ile)
Burada ilginç olan yazımda bu konularda hemen hiç bahsetmemiş hatta öğretmenimden benim çocuğumu TEOG’a hazırlamak için bir gayret sarf etmemesini rica etmişken, yazının altında neden bunlar tartışıldı anlamıyorum cidden.
İkinci konu da, yazının içeriğinde öğretmenden çocuğumla duygusal bir kurmasını özellikle rica etmiş ve bunun çocuklar üzerinde ki önemli etkisine değinmiştim. Asla öğretmenden bir anne ya da baba gibi davranmasını istemem, istenmesini de mantıklı bulmam. Öğretmenin bir öğretmen ve yetişkin bir insan gibi karşısındakinin bir çocuk olduğunu unutmadan ona biraz sevgi ve bir parça şefkatle davranmasını istemek dışında bir kastım olamaz. Çocuğumun annesi benim ve elbette onun taşıdığı tüm özelliklerden babası ile birlikte biz sorumluyuz. İki çocuğum var yıllardır öğrenci velisiyim, henüz hiçbir öğretmenin çocuğuma ebeveyn gibi davranmasını beklemedim.
Ancak öğretmenden bir veli olarak şunu beklerim;
Karşısında bir çocuk olduğunun hep bilincinde olmasını,
Hiçbir öğrenciye kendi duygusal durumuna göre değişen davranışlar sergilememesini,
Her çocuğun ilgi ve şefkati hak ettiğini hiç unutmamasını,
Öğrencilik hayatındaki her öğretmenin o çocuk için bir rol-model oluşturduğunu bilmenin sorumluluğu ile hareket etmesini,
Disiplin adına kişisel egosunu sergileyip, bir de bunu öğrenciler üstünde hakimiyet kurmak için kullanmaya kalkmamasını,
Herhangi bir öğrenci için velisine çocuğun sınıf içinde ki davranışları için rendice edici yaklaşımlarda bulunmamasını,
Herhangi bir öğrenciyi sırf fazla konuşuyor veya fazla hareketli diye yaramaz vs gibi yaftalayıp sonra o çocuğu sindirmek için üzerinde baskı kullanmamasını,
Yazılılarda veya derslerde başarısız olan bir çocuğu bunun nedenlerini araştırmaya kalkmadan veya destek için hiçbir şey yapmadan gözden çıkarmamasını,
Sınıf içinde yıldız çocuklar seçip, dersleri onlarla yürüterek kendi egosunu tatmin etmekle meşgul olmamasını,
Hele son birkaç yıldır iyice artan bir şekilde, çocuğun lehine düşünme yerine nedense bir başarısızlık avcısına dönüşerek sanki çocuğun aleyhine dönüşen bir şekilde davranmamasını,
Her çocuğun matematik, fen gibi derslerde başarılı olmak zorunda olmadığını, bu derslerde başarılı olmayan bir çocuğun içinde muhakkak bir cevher taşıdığını hiç unutmadan o çocuğun kişisel yeteneklerini bulabilmek için biraz olsun gayret göstermesini,
Çocuklarına davranışlarında yanlışlıkları olan veya yanlış beklentileri olan velileri çocukları hakkında doğru gözlemlerle aydınlatarak o ailenin tamamı için belki bir yol gösterici olabileceğini hiç unutmadan toplumda ki öneminin farkında olarak yaşamasını,
Öğrencilik yani çocukluk çağlarının bireyler için bir hayat kurma yani geleceğini inşa etme günleri olduğunun derin farkındalığıyla ve duyarlılığıyla titizlikle mesleğini icra etmesini beklerim.
Yani ben ÖĞRETMENDEN ÖĞRETMEN olmasını ve elbette ANNE-BABALARDAN ANNE-BABA olmalarını beklerim…
SAYGI VE SEVGİLERİMLE
SEMA DENİZ

764 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak