SİZ SİNİRLENMİYOR MUSUNUZ ?

Dün gece izlediğim eğitimle ilgili bir filmde, velilerden oluşan gruba konuşma yapan Okul Müdürü  okulundaki kötü eğitimle ilgili bir konuşma yaptı  ve şunu sordu dinleyenlere ;

“Bu duyduklarınıza sinirleniyor musunuz ?”

“ Eveetttt…” diye uzun bir cevap geldi. Ardından ;

“ Güzel evet sinirlenin, çünkü ben de çok sinirleniyorum. “ diye cevap verdi ve dinleyicilerinin duygularına dokunarak, onları hareketlendirerek devam etti konuşmasına.

Konu, hem velilerin hem öğretmenlerin çocukların başarısız olduklarına olan önyargılı kesin inançları ile eğitimi geliştirmek ve çocukların başarısı için herhangi bir şey yapmamak yönünde ki duyarsızlıklarıydı. Birkaç duyarlı velinin ve okul müdürünün bu şekilde süregiden sistemin o okulda ki çocukları kesin olarak kaybetmeye ve başarısızlığa götürdüğüne inanması ve bunu değiştirmek için bir şeyler yapabilme cesaretini göstermiş olmalarıyla gelişen olaylar silsilesini anlatıyordu.

Okul müdürünün yaptığı etkileyici konuşma ve iki velinin üstün gayretleri ile okulun eğitim sistemi ve öğretmenlerin duyarsızlığı uzun uğraşlar sonunda değiştirildi. Bir şans verilen her çocuğun zaten doğal öğrenme mekanizması taşıdığı ve bunu doğru tetikleyicilerle uyandırdığınızda başarısızlık tanımının çok değiştiğini çok net bir şekilde ortaya çıkardı. Senaryosu gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılmış bu arada.

Benim bu filmde ilgimi çeken çok şey oldu ama dünden beri hiç aklımdan çıkmayan Okul Müdürünün yaptığı cesur konuşma oldu. Okulun gerçeklerini büyük bir yüreklilikle velilerle paylaştı ve o soruyu sordu;

“Bu duyduklarınıza sinirleniyor musunuz ?”

Yaptığı şey benim için çok etkileyiciydi. Kendi makamı ya da kişiselliği ile ilgili hiçbir kaygıya düşmeden hatta bir anlamda kendini tehlikeye atarak sistemin değişmesi için açık yüreklilikle durumu anlattı ve onların duygularını harekete geçirebilmek için kendi duygularını olduğu gibi sergiledi. Bu konuşmayı dinleyenler öylesine kabul ettikleri ve bir şey yapılamayacağına inanmak kolaycılığına sürüklendikleri o garip uyurgezerlikten öyle bir uyandılar ki çok çarpıcı idi sahne.

Bu son yazdığım cümleler son yıllarda hepimizin içinde bulunduğu durumu tanımlamıyor mu sizce de ?

Etrafımızda hiç durmadan bir şeyler oluyor…

Bizler durumu garip bir sersemlikle,

Aman canım ne yapabilirizcilikle,

Zaten dünya kötü bu da kötü diye bir garip kabul ederlikle ,

Orada burada kendi aramızda mızmızlanıp sonra üstümüze çöken unutkanlıkla,

Bende istemiyorum ama ne yapalım sistem böyle saçmalığıyla sindirmekle,

Sosyal medyada konularla ilgili birkaç resim ya da söz paylaşıp bir şey yapmış sanma salaklığıyla,

Gerçekten öfkelendiğimiz kişi ve durumlara hiç tepki vermeyip etrafımızda ki en ilgisiz ve belki en acize saldırmakla,

Dünya yaşanacak yer olmaktan çıktı diyerek söylenip sanki gidebileceği başka yer varmış gibi yaşadığı yere duyarsızlaşmayla,

Yaşanılan durumların gerçekten hak ettiği duyguyu olduğu gibi yaşayabilme becerisinden bile yoksun bir vurdumduymazlıkla,

Olan biten her şeyde herkesin olduğu kadar kendi payının da olduğunun bilincine varamayacak kadar düşünmekten yoksun bir beyinsizlikle,

Tüm bu acılardan ve kederlerden dolayı hiçbir sorumluluk almayıp hep suçlayacak birilerini aramak kendini bilmezliğiyle,

Ve en küçük bir tepki verecek olsak kaybedecek şeylerimiz olduğu bilincine varıp sesimizi kesip oturmak korkaklığıyla yaşamak SİZİ SİNİRLENDİRMİYOR MU ?

Beni çok sinirlendiriyor hem de çok…..

KAYBETMEKTEN KORKTUĞUMUZ ŞEYLER İÇİN DUYARSIZ KALDIKÇA ELİMİZDE KAYBETMEYE DEĞER BİR ŞEY KALMAYACAK.

SAHİP OLDUĞUN HER TÜR MEVKİ, MAKAM, İTİBAR, PARA, SERMAYE, KİMLİK VE DAHA FAZLA NEYE SAHİPSEN ONLARI KORUMAK İÇİN,

SENİ İNSAN VE BİR DEĞER YAPAN ŞEYLERDEN VAZGEÇMEYE DEVAM EDERSEN İNSAN OLARAK HİÇ BİR DEĞERİN KALMAYACAK.

BELKİ DE KALMADI BİLE…

 

2088 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak