Samimiyet

Sözlüklerde  “özü sözü bir olma”, “olanı olduğu gibi yansıtma”, “gerçeği saklamama”, “bildiğinden, inandığından ve olduğundan başka türlü görünmeye veya göstermeye çalışmama” olarak tanımlanır.

Son günlerde epeyce kafa yorduğum bir konu bu samimiyet konusu. Yukarıda sözlük tanımlarını paylaştığım benim pek önemsediğim sözcük. Tek bir kelime ama bence içine koca bir insanı ya da ilişkiler ağını sığdırabilen dev bir kelime.

Neden bu kelimeye takıldığımı yazarak bulmayı umuyorum…

Beni tanıyanlar bilir hatta yakından tanımayanlar bile bilir ki hissettiklerimi, insanlarla ilişkilerimi, içinde bulunduğum olayları kendimce değerlendirir ve bende ki etkilerini rahatlıkla anlatırım. Hatta yetmez yazarım. Buna tepki gösterenler var etrafımda mesela en başta eşimin bana en sık söylediği cümle;

“ Neden kendini bu kadar açıyorsun, olmaz ki canım insan kendini böyle rahatlıkla anlatmaz ki…”

Tabi ki ben onunla aynı fikirde olmadığım, ona saygı duyduğum ama kendi yöntemimle devam etmeyi seçtiğim için yazmaya devam ediyorum.

Mesele bu açıdan çözülüyor ama benim için sorun olan şu ki ;

Olduğundan farklı görünmek için çabalayanları…

Her an bir saldırıya maruz kalacakmış gibi kendini koruma güdüsü taşıyanları…

Hissettiklerini rasyonalize etme yani kendine kabul ettirebilme adına farklı mantıklar içine hapsederek kendini rahatlatmaya uğraşanları…

İçi bir tufan yeriyken Dalai Lama huzuru ve bilgeliği yaşıyormuş havası yaymaya dönük garip roller içinde davrananları…

Duyguları olanları ve gösterenleri garipseyip sanki kendisi bir robotmuş gibi kendini soktuğu kalıbın sızmalarından nefes almaya çalışan ve boğulanları…

Ruhsal sıkıntıları yokmuş, hepsini çözmüş gibi hayatı bir denge ustası niteliğinde yaşayabildiğini iddia edenleri…

Hayatla ilgili hesaplarını tutturabilmek için kendi içsel defterlerini kapatıp, bir de hayattan alacaklı gibi davrananları…

Duygularını yaşayan ve gösterenleri eleştirip, üstüne birde “ Bak canım bunun mantığı şu-bu, şöyle-böyle yapmalısın “ diye akıl öğretmeye kalkanları…

Aslında hissettiği şeye uygun tek bir davranış göstermeyip bir de bunu beceri olarak algılayanları…

Şuna inanıp buna göre davrananları…

Hislerini ve içsel kararlarını hiç dinlemeyip kazanç veya çıkarlarına göre davranışlar belirleyen birde bunu doğru olarak ilan edenleri…bu liste böyle uzar gider…

Bu tür davranışları olan insanları hiç anlamıyorum hem de hiç. Ben kendimi olduğum gibi yaşamayı seçiyorum. Birilerine farklı görünmek ya da hayatı rasyonalize ederek yaşamak hiç bana göre değil.

Gelen her duyguyu olduğu gibi yaşamak, etkilerini yaşamındaki sarsıntılarıyla karşılamak ve  sonunda tekrar hayata tutunabilmek cidden zor bir süreç. Bazen karanlıklar içinde kaldığın, bazen yapayalnız hissettiğin, bazen kaybettiğin ya da vazgeçtiğin çok şeyle karşı karşıya kalabiliyorsun. Ve evet bu hiç dengeli bir hayat değil. Ama bana ne bundan, ben denge istemiyorum ki hayattan…

Hissederek yaşamak istiyorum çünkü o zaman karanlıklar içinde kalabiliyorum bir süre ama ışığa kavuştuğumda bu hiçbir mantıkla tarif edilemeyen bir haz ve tatmin yaratıyor yüreğimde…

Evet bazen duygularımda normal sınırlar aralığının ( rasyonel istatistiklere göre) üstünde dolaşabiliyorum ama oralarda gezerken sınırlandırılmış hiçbir kalbin hissedemeyeceği o tarifsiz VECD’i tadıyor ve o hep aranıp durulan BİR’lik duygusunun içinde kayboluyorum.

Kalbim tüm duygulara ve hayata bu kadar açık yaşıyorum, evet bu zor bir hayat. Ama bir kez o muazzam her şeyle birlik ve coşkuyu hissettikten sonra kendimi dengede ve rasyonel tuttuğum anları maalesef hiç çekici bulmuyorum.

Hayatı iliklerime kadar hissetmek, dengede değil asıl dengesiz ve riskli olan o bilinmeyen boşluklarda yaşamak artık benim tek yapabildiğim. Ve bu bana bazen acı ve gözyaşı ama bunun yanında Coşku, Tutku ve Aşk Hal’i de getiriyor.

Tüm samimiyetimle yaşıyorum ve yazıyorum çünkü;

Hayatı gerçekten hissederek yaşadığımızda bir robottan farklı olabildiğimizi…

Duyguların ve etkilerinin yaşanmasının sanıldığı kadar korkunç ve baş edilemez bir şey olmadığını…

En büyük korkularımızın yattığı  derinlere gömdüğünüz duygularımızın hemen yanında cennetimizin de olduğunu…

Ne kadar yokmuş gibi davransak da duygularımızın gözümüze, sözümüze, elimize yani tüm bedenimize yansıdığını…

Ve eğer yaşayarak çözmezsek tüm bu insani duyguların bizi hayata karşı en tutsak eden zincirlerimiz olduğunu göstermek istiyorum…

Sadece kendimce ve haddimce…Elimden bu geldiği için !

Tüm Sevgimle…

 

 

 

 

 

2463 Toplam 2 Bugün
Yazar: Sema Deniz

    2 yorum

  1. Hayat güzel Ocak 10, 2016 at 4:43 am Cevapla

    Sabah şerifleriniz hayrola sema hanım. Sizlerin günlük kullanımı ile günaydın. Babamın bizim hayatımıza çok değer ve özen göstererek. Olduğu gibi kendi yaşantısını örnek almamızı ve dahi ilim çindede olsa gidin öğrenin, (hadisi şerif i)hayatımızda uygulamamız gerektiğini ve dahi yaşamının vazgeçilmez olançalışkanlık dürüstlük akılı haraket etmek, açık sözlülük başta kendine ve herşeye karşı samimi olmayı öğrenmiştir.. 2cümleyi çok kulanırdı cesur Ve samimi olun Allah Sizin samimiyetinizle sınarderdi, anacım da Oğul hürmet kız Hizmet, birde buğday ekmeğiniz yoksa tatlı dilini kullan kızım derdi. Hayatın en güzel noktası gençlik güzellik zenginlik. Bunları yerli yerinde kullamasını bilirsen, hayattan korkma kızım derdi, o kadar özümsemiş ve dahi benim semiş olmalıyımki anamın babamın kelimelerini sanki bir yanım anam bir yanım babam, hep net ve dahi açık sözlü, Allah ın bildiğini kuldan gizleme der gibi hayat yaşıyorum, Sizin eşinizin kızdığı gibi, benim eşim de uyarır ve dahi kızar. Eşimin uyarısı hanım her doğru heryerde söylenemez. Ne kadar açık konuşuyorsam eşim uyarmak zorunda kalıyor. Bende onu uyarıyorum kıvırma diye ;))) samimiyet kelimesini dile getirdiğiniz ve dahi açıklamalarda bulursunuz için teşekkürler. Hayatımın püf ve dönüm noktası samimiyet, bu arada 5erkeğin içinde 1kızım inşat sektörü ile alakali mesleğim var anlıcanız baba meslei erkek kardeşlerimden farklı meslek seçmedim, seçe bilme şansım yük sekti tercih baba ocağını ve mesleğini sürdürüyor olmayı Allah nasip kıldı selamlar..

    • Sema Ocak 11, 2016 at 7:56 pm Cevapla

      Yorumunuz ve paylastiklariniz için teşekkür ederim. Ne tatlı ve hoş anlatmışsınız bayıldım. Sevgilerimle

Yorum Bırak

Cevap Bırakın Cevabı İptal Et