O’MU BENİM ANNEM BEN’Mİ ONUN ANNESİYİM
Selen lise son sınıf öğrencisi. Bu yıl üniversite sınavlarına giriyor. Benden randevu aldığında bu konu ile ilgili görüşmek istediğini düşünmüştüm. Ama bu ön düşünce ile girdiğim görüşme bakın nerelere gitti.
“ Selen’cim hoş geldin. Hangi konuda konuşmak istiyorsun ?”
“ Hoş bulduk. Sizinle annem hakkında konuşmak istiyorum.”
“ Peki başlayalım o halde. Annen ile ilgili özellikle konuşmak istediğin konu nedir ?”
“ Şey ben annemden çok yoruldum.”
“ Bu oldukça ilginç bir ifade. Annemden yoruldum cümlesini açar mısın ?”
“ Çok net değil mi ? o kadar yordu ki beni anlatamam. Hayır anlamıyorum bazen kim kimin annesi. Bence ben ona annelik yapıyorum ve bu beni çok yordu.”
“ Söylediklerinden annen ile ilişkinde sorun yaşadığı anlıyorum. Doğru mu anlıyorum ?”
“ Sorun demek yetmez…”
“ Ne dersen bunu tam olarak anlatabilirsin. Bunu dener misin lütfen.”
“ Dedim ya benim annem yok hiç de olmadı belki de. Arkadaşlarımın annesi var, öyle şeyler anlatıyorlar ki. Benim hiç öyle bir annem olmadı.”
“ Lütfen izin ver bir dakika. Söylediklerinden annenin arkadaşlarının annelerinden farklı olduğunu ve bunun seni mutsuz ettiğini anlıyorum. Doğru mu ?”
Cevap vermedi, ağlamaya başladı…Ama susmadı konuşmaya ve anlatmaya çok ihtiyacı olduğu belliydi her halinden.
“ Bakın bir örnek anlatayım, ben lise son sınıf öğrencisiyim. Bu yıl üniversite sınavlarına giriyorum. Tüm yıl mahvetti beni annem.”
“ Nasıl mahvetti ?”
“ O kadar gergin ve heyecanlı ki…Ben eğer bu sınavlardan sonra bir üniversiteye yerleşemezsem sanki hayatı bitecek ya da bir daha asla iyi olmayacakmış gibi davranıyor.”
“ Anlıyorum. Onun bu davranışları seni olumsuz etkiliyor olmalı.”
“ Hayır olmaz ben nasıl olumsuz etkilenebilirim ki ?”
“ Ne demek istiyorsun bunu anlayamadım ?”
“ Benim ne hissettiğim falan umurunda değil ki. O kadar kendine dönük ki beni biraz düşünse böyle davranmazdı.”
“ Nasıl davranmazdı ?”
“ Biliyorsunuz yıl içinde çeşitli deneme sınavları yapılıyor. Ben ne zaman bir deneme sınavına girsem sonuç açıklanana kadar annem ya hasta oluyor ya tansiyonu çıkıyor. Ben ona bir şey olacak kaygısıyla hiç kendimi düşünemiyorum ki. Sınava girdiğimde tek düşündüğüm annem oluyor ve sonrasında annemin yaşayacakları. Buna dayanamıyorum artık.”
“ Anlıyorum hem sınav stresi hem annenin etkileri seni oldukça hırpalıyor görünüyor.”
“ Beni anlayamazsınız…Sizin böyle anneniz oldu mu ? Arkadaşlarıma soruyorum bazen. Öyle şeyler anlatıyorlar ki benim annem hiç öyle şeyler yapmadı bana.”
“ Nasıl şeyler ?”
“ En basiti kızları sınava girecek ve gerilmesin diye onun sevdiği şeyleri yapıp, onları mutlu etmeye çalışıyorlarmış. Bense annemi mutlu etmek için çabalamak zorundayım ya da hasta olmasın falan diye uğraşmam ve başarmam gerekiyor.”
“ Bu bana anlattıklarını annen ile konuşmayı denedin mi hiç ?”
“ Hayır tabi ki. Nasıl konuşayım, sürekli o kadar gergin ki ona bir şey söylenmez. Bir de neyi anlamıyorum biliyor musunuz ?”
“ Neyi ?”
“ Hayır diyelim ki ben üniversiteyi kazandım ve bir meslek sahibi oldum. Bu annemi nasıl bu kadar etkileyecek anlamıyorum. E ben ömrümün sonuna kadar onunla yaşamayacağım ki…Ne bekliyor benden hiç bilmiyorum.”
“ Bu çok önemli bir nokta. Çok haklısın bunu düşünmekte ve sorgulamakta. Ancak bunun cevabını annene sorarak alabilirsin sanırım.”
“ Bakın siz de beni anlamıyorsunuz. Benim annem böyle şeyler konuşulacak bir anne değil. Bunu ona sormam demek onun yeni bir hastalığı ile uğraşmam demek. “

Görüşmenin detaylarını burada kesiyorum. Bu aşamadan sonra çok daha derinleşen ve kişiselleşen bir noktaya doğru yürüyor dialoglar.
Bu görüşme de beni en çok etkileyen 18 yaşında bir genç kızın sahip olduğu düşünme şekli ve bilinçle bana gelip annesi ile ilgili bunları konuşabilecek cesareti bulmuş olmasıydı. Çünkü biz toplumsal etkilerle anne-babalarımızı sorgulanamaz kabul ederek ve bir hata varsa bunu onlarda değil de çocukta yani kendimizde aramaya meyilli büyütülüyoruz.
Çocuk psikoljisinde de bu şöyle yer buluyor. Çocuk üç yaşına kadar yaşadığı her şeyi duygusal etkileri ile kaydeder ve sonra ki yaşamını da bu kayıtlar üzerinden yürütür.( Bakınız Transaksiyonel Analiz Eric Bern ) O dönemde ebeveyn bakımına muhtaç olduğundan anne ya da babasının herhangi bir olumsuz ya da kötü davranışında onları değil kendini suçlu veya kötü olarak belirler. Çünkü eğer onların kötü veya suçlu olduğunu düşünse hayatta kalmayacağını veya öleceğini hisseder.
İşte o yılların etkileri ve toplumsal dayatmalar ile anne babası ile ilişkisini sorgulama ve yeniden düzenleme ihtiyacı pek çoğumuzda hemen hiç belirmez. Sonrasında ise yaşamımız yoğun içsel çatışmalar ve pek çoğu için kendini suçlamalar döngüsünde geçer.
Oysa her türlü ilişkimiz gibi anne baba ilişkimizde sorgulanabilir ve bilinçle yeniden düzenlenebilir. Emin olun bu doğru kişilerle ve yöntemlerle yapıldığında hem ebeveyn olarak hem çocuk olarak çok daha saygın ve sevgi dolu ilişkiler kurma şansımız oluşur…
Yukarıda yazdığım görüşme bu açıdan çok önemli bence ….
O’MU BENİM ANNEM BEN’Mİ ONUN ANNESİYİM
Selen lise son sınıf öğrencisi. Bu yıl üniversite sınavlarına giriyor. Benden randevu aldığında bu konu ile ilgili görüşmek istediğini düşünmüştüm. Ama bu ön düşünce ile girdiğim görüşme bakın nerelere gitti.
“ Selen’cim hoş geldin. Hangi konuda konuşmak istiyorsun ?”
“ Hoş bulduk. Sizinle annem hakkında konuşmak istiyorum.”
“ Peki başlayalım o halde. Annen ile ilgili özellikle konuşmak istediğin konu nedir ?”
“ Şey ben annemden çok yoruldum.”
“ Bu oldukça ilginç bir ifade. Annemden yoruldum cümlesini açar mısın ?”
“ Çok net değil mi ? o kadar yordu ki beni anlatamam. Hayır anlamıyorum bazen kim kimin annesi. Bence ben ona annelik yapıyorum ve bu beni çok yordu.”
“ Söylediklerinden annen ile ilişkinde sorun yaşadığı anlıyorum. Doğru mu anlıyorum ?”
“ Sorun demek yetmez…”
“ Ne dersen bunu tam olarak anlatabilirsin. Bunu dener misin lütfen.”
“ Dedim ya benim annem yok hiç de olmadı belki de. Arkadaşlarımın annesi var, öyle şeyler anlatıyorlar ki. Benim hiç öyle bir annem olmadı.”
“ Lütfen izin ver bir dakika. Söylediklerinden annenin arkadaşlarının annelerinden farklı olduğunu ve bunun seni mutsuz ettiğini anlıyorum. Doğru mu ?”
Cevap vermedi, ağlamaya başladı…Ama susmadı konuşmaya ve anlatmaya çok ihtiyacı olduğu belliydi her halinden.
“ Bakın bir örnek anlatayım, ben lise son sınıf öğrencisiyim. Bu yıl üniversite sınavlarına giriyorum. Tüm yıl mahvetti beni annem.”
“ Nasıl mahvetti ?”
“ O kadar gergin ve heyecanlı ki…Ben eğer bu sınavlardan sonra bir üniversiteye yerleşemezsem sanki hayatı bitecek ya da bir daha asla iyi olmayacakmış gibi davranıyor.”
“ Anlıyorum. Onun bu davranışları seni olumsuz etkiliyor olmalı.”
“ Hayır olmaz ben nasıl olumsuz etkilenebilirim ki ?”
“ Ne demek istiyorsun bunu anlayamadım ?”
“ Benim ne hissettiğim falan umurunda değil ki. O kadar kendine dönük ki beni biraz düşünse böyle davranmazdı.”
“ Nasıl davranmazdı ?”
“ Biliyorsunuz yıl içinde çeşitli deneme sınavları yapılıyor. Ben ne zaman bir deneme sınavına girsem sonuç açıklanana kadar annem ya hasta oluyor ya tansiyonu çıkıyor. Ben ona bir şey olacak kaygısıyla hiç kendimi düşünemiyorum ki. Sınava girdiğimde tek düşündüğüm annem oluyor ve sonrasında annemin yaşayacakları. Buna dayanamıyorum artık.”
“ Anlıyorum hem sınav stresi hem annenin etkileri seni oldukça hırpalıyor görünüyor.”
“ Beni anlayamazsınız…Sizin böyle anneniz oldu mu ? Arkadaşlarıma soruyorum bazen. Öyle şeyler anlatıyorlar ki benim annem hiç öyle şeyler yapmadı bana.”
“ Nasıl şeyler ?”
“ En basiti kızları sınava girecek ve gerilmesin diye onun sevdiği şeyleri yapıp, onları mutlu etmeye çalışıyorlarmış. Bense annemi mutlu etmek için çabalamak zorundayım ya da hasta olmasın falan diye uğraşmam ve başarmam gerekiyor.”
“ Bu bana anlattıklarını annen ile konuşmayı denedin mi hiç ?”
“ Hayır tabi ki. Nasıl konuşayım, sürekli o kadar gergin ki ona bir şey söylenmez. Bir de neyi anlamıyorum biliyor musunuz ?”
“ Neyi ?”
“ Hayır diyelim ki ben üniversiteyi kazandım ve bir meslek sahibi oldum. Bu annemi nasıl bu kadar etkileyecek anlamıyorum. E ben ömrümün sonuna kadar onunla yaşamayacağım ki…Ne bekliyor benden hiç bilmiyorum.”
“ Bu çok önemli bir nokta. Çok haklısın bunu düşünmekte ve sorgulamakta. Ancak bunun cevabını annene sorarak alabilirsin sanırım.”
“ Bakın siz de beni anlamıyorsunuz. Benim annem böyle şeyler konuşulacak bir anne değil. Bunu ona sormam demek onun yeni bir hastalığı ile uğraşmam demek. “

Görüşmenin detaylarını burada kesiyorum. Bu aşamadan sonra çok daha derinleşen ve kişiselleşen bir noktaya doğru yürüyor dialoglar.
Bu görüşme de beni en çok etkileyen 18 yaşında bir genç kızın sahip olduğu düşünme şekli ve bilinçle bana gelip annesi ile ilgili bunları konuşabilecek cesareti bulmuş olmasıydı. Çünkü biz toplumsal etkilerle anne-babalarımızı sorgulanamaz kabul ederek ve bir hata varsa bunu onlarda değil de çocukta yani kendimizde aramaya meyilli büyütülüyoruz.
Çocuk psikoljisinde de bu şöyle yer buluyor. Çocuk üç yaşına kadar yaşadığı her şeyi duygusal etkileri ile kaydeder ve sonra ki yaşamını da bu kayıtlar üzerinden yürütür.( Bakınız Transaksiyonel Analiz Eric Bern ) O dönemde ebeveyn bakımına muhtaç olduğundan anne ya da babasının herhangi bir olumsuz ya da kötü davranışında onları değil kendini suçlu veya kötü olarak belirler. Çünkü eğer onların kötü veya suçlu olduğunu düşünse hayatta kalmayacağını veya öleceğini hisseder.
İşte o yılların etkileri ve toplumsal dayatmalar ile anne babası ile ilişkisini sorgulama ve yeniden düzenleme ihtiyacı pek çoğumuzda hemen hiç belirmez. Sonrasında ise yaşamımız yoğun içsel çatışmalar ve pek çoğu için kendini suçlamalar döngüsünde geçer.
Oysa her türlü ilişkimiz gibi anne baba ilişkimizde sorgulanabilir ve bilinçle yeniden düzenlenebilir. Emin olun bu doğru kişilerle ve yöntemlerle yapıldığında hem ebeveyn olarak hem çocuk olarak çok daha saygın ve sevgi dolu ilişkiler kurma şansımız oluşur…
Yukarıda yazdığım görüşme bu açıdan çok önemli bence ….

1501 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak