ÖĞRETMENİN PSİKOLOJİSİ

Yıllar önce ani bir kararla özel okullarda çalışmayı bırakıp Milli Eğitim Bakanlığı’na öğretmen olarak başvurduğumda, nedense günlerce mülakata çağrılmayı beklemiştim.

O zamanlar KPSS gibi sınavlar yoktu, mezuniyet belgelerimizle başvurmamız yeterliydi. Birilerinin öğretmen olmak isteyenleri en azından tanımak veya psikolojik bir testten geçirmek için görüşmeye çağıracağı gibi bir izlenim edinmiştim. Ben kendi aklımca bu görüşmeye çağırılmayı beklerken atama kararnamem çıktı ve göreve başladım.

Hala şaşırırım buna. Bir okulda iki öğretmene başvuru belgelerimi vermiştim ve o insanlar beni hiç tanımıyorlardı. Akıl sağlığım ve psikolojik durumum hakkında hiçbir fikir edinmeye de çalışmamışlardı. Hala çok şaşırtıcı gelir bu durum bana.

Belki başka mesleklerde üniversite mezunu olmak ve okulu bitirebilmek psikolojik sağlık açısından yeterli bir veri kabul edilebilir ama öğretmenlik için yeterli bir kriter değil bu bence. Tabi sadece bence ki hala öğretmen alımlarında KPSS gibi bilgi ölçen sınavlar yapılıyor ama kimse bu insanlara çocukları emanet edeceğiz, bir bakalım psikolojik olarak buna uygunlar mı demiyor.

Tüm öğretmen arkadaşlarım bilir ki , sınıf onun özel alanıdır. Bir öğretmen sınıfta ders yaparken kimse izinsiz giremez o sınıfa. Yani sınıfın kapısını kapadıktan sonra orada olan bitenler tamamen öğretmenin bilgisi ve psikolojik durumuna göre şekillenir. Bu çok hayati bir önem taşımıyor mu sizce de?

Maalesef yıllar içinde mesleğimi sürdürürken tanık olduğum olayların çoğu, öğretmenin bilgisinin ve diplomasının önemli olduğunu ancak çok daha önemli olanın karakteri ve çocuklara olan yaklaşımları olduğunu gösterdi.

Karakter ve insanlarla iletişimde hepimizin bildiği gibi psikoloji ile doğrudan bağlantılı…

Bir sınıfta ortalama 30 çocukla eğitim ve öğretim yapmak hiç kolay bir iş değil. Tüm bu çocukların farklı karakter ve aile yapılarından geldiğini de düşünürsek bir öğretmenin ne çok çeşitli veri ile ortak bir süreç oluşturmak zorunda olduğunu, bir de üstelik bundan bir öğrenme hatta başarı çıkarma işinin gerçekleştirmesi çok zor bir eylem olduğu aşikar.

İşte bu yüzden tam bu nokta da öğretmenlik mesleğinde şart olan gönül ve sevgiye ihtiyaç doğuyor. Yoksa inanın o kadar çocuğun bir anda çıkardığı gürültüye bile dayanmak son derece yorucu. Eğer bir öğretmen çocuklara karşı sevgi ve mesleğe karşı inanç taşımıyorsa sınıfta “Susun, durun, dinleyin…” gibi komutlar vermekten öteye pek gidemiyor. Susturmayı başardığı anlarda da işte kitaptan birkaç bilgi anlatılabiliyor ki bunun hiçbir çocuğa fayda sağlayacağına ben inanmıyorum…

Öğretmenlere verdiğim bir eğitimlerde şu soruyu mutlaka sorarım ;

“ Bu yıl öğrencilere kazandırmayı istediğiniz en önemli üç beceri ya da davranış nedir ?”

Sonra da her okuyan öğretmenime şu soruyu soruyorum ;

“ Bu özellik öğrencinizin hayatında nasıl bir değişikliğe veya faydaya sebep olacak.”

Çeşitli cevaplar gelir. En sık rastladığım cevap ise ;

“ Dersi sessizce dinlemelerini sağlamak istiyorum.”

“ Hocam sizin dersinizi sessizce dinlemek çocuğun hayatı boyunca kullanabileceği nasıl bir beceri kazandıracak ona.”

Bu soru ve cevapları birkaç kez tekrarlayarak anlamlı hedefler haline getirmeye çalışıyoruz hep birlikte.

Bu arada yaklaşık 30 kişilik öğretmen gruplarına eğitim veriyorum ve ilk birkaç saat kendi aralarında konuşan, kağıda resimler çiziktiren arkadaşlarım sonra benimle birlikte nefes almadan büyük bir odakla eğitime katılıyorlar. Çünkü büyük bir odak ve dikkatle tüm kalbimle çeşitli eğitimler, uzun uğraşlar sonucu öğrendiğim bilgileri ve uygulamaları anlatmada ne kadar heyecanlı ve hevesli olduğumu görüyorlar.

Bu arada eğitimin çoğunu oyunlarla ve çeşitli hareketli aktivitelerle süslüyorum. Çünkü sıkılmalarını ve dikkatlerinin dağılmasını istemiyorum. Bunları neden bu kadar detaylı anlatıyorum, çünkü grubun öğrenmesini hem eğlenceli hem eğitici kılmak için hazırlanıyor ve çabalıyorum.

Ancak aynı gruptan öğretmenim kendisinin didaktik bir şekilde anlattığı dersi tüm sınıfın hiç konuşmadan ve kıpırdamadan dinlemesini istiyor…

Ne demeye çalıştığımı bilmem anlatabildim mi?

461 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak