OĞLUM BENİMLE KONUŞMUYOR ( METE’NİN ANNESİ 2 )

“ Ayşe hanım geçen haftadan beri nasılsınız ?”

“ Pek iyi eğilim. Oğlum benimle konuşmuyor.”

“ Anlıyorum. Geçen haftadan beri neler oldu anlatır mısınız ?”

“ Sizinle konuştuğumuz gibi sigaranın ona vereceği zararları anlatmak için konuşmayı denedim ama faydası olmadı. Konuşmuyor benimle.”

“ Tam olarak nasıl oldu bu lütfen detaylı anlatın.”

“ Sizden döndükten sonra okuldan gelmesini bekledim. Hatta sevdiği yemekleri hazırladım. Yemeğimizi yedikten sonra odasına gittim ve konuşmayı denedim.”

“ Neler söylediniz Mete’ye ?”

“ Sigaranın ona zarar vereceğinden endişe duyduğum için o tepkileri verdiğimi anlattım.”

“ Nasıl tepki verdi ?”

“ Hiç tepki vermedi, hatta başını eğdi yüzüme bile bakmadı.”

“ Sizce neden böyle davranmış olabilir ?”

“ Bilmiyorum ki sanırım çok tepki verdiğim için bana kızgın.”

“ Tahmin yürütüyorsunuz bunu ona sormayı denediniz mi ?”

“ Hayır ne yapsam ne desem dinlemedi ki. Ya da dinledi ama tepki vermedi.”

“ Mete’yle sigara konusunda ilk konuşmanızda neler söylediğinizi hatırlıyor musunuz ?”

“ Şey o kadar hayal kırıklığı içindeydim ki biraz sert konuşmuş olabilirim. Kelime kelime hatırlamıyorum şu an.”

“ Mete’nin bana anlattıklarından birkaç hatırlatma yapmamı ister misiniz ?”

“ Şey…bu gerekliyse yapın.”

“ Şöyle söyleyim siz şu an kelime kelime hatırlamıyorsunuz ama oğlunuz kelime kelime hatırlıyor. Bunun için önemli olabilir.”

“ Ya demek hatırlıyor. Peki söyleyin ne demişim.”

“ Keşke seni doğurmasaymışım, tüm yaşam sevincimi-yaşam gücümü aldın elimden. Bu cümle Mete’nin bana aktardığı bir cümle. Bunu söylediğinizi hatırlıyor musunuz ?”

Ben cümleyi tamamlamamıştım Ayşe hanımın gözleri dolduğunda. Sustum, kendisinden çıkan cümleyi başka bir ağızdan duymak onu derinden etkilemişti. Bekledim bir süre.

“ Şeyyy bunu söyledim sanırım. Ama o kadar üzgündüm ki…Yoksa inanın bana ben çocuğuna bunu söyleyecek bir anne değilim.”

“ Ayşe hanım bir dakika izin verin lütfen. Ben size böyle bir cümleyi nasıl söylersiniz ya da siz nasıl bir annesiniz gibi bir soru sormadım. Bilmeye çalıştığım tek şey bu cümleyi söyleyip söylemediğiniz.”

“ Evet söyledim.” Derken omuzları çöktü, gözlerinin ışığı söndü ve ellerini ovuşturmaya başladı. Başını öyle bir eğişi vardı ki sanki verilecek cezaya razı küçük bir çocuk gibiydi.

“ Bu cümlenin şu an konuşmamız için önemi, siz bunu ne niyetle söylediniz Mete ne anlam çıkardı. Bunu konuşmak istiyorum sizinle. Ancak buna hazır olduğunuzda konuşalım isterseniz. Şu an pek iyi görünmüyorsunuz ?”

“ İyi değilim. Ben kötü bir anneyim değil mi ? hadi söyleyin bana ne kadar kötü bir anne olduğumu.”

“ Ayşe hanım ben sizin iyi veya kötü anne olduğunuzu değerlendirmek için konuşmuyorum sizinle. Birlikte hem sizin hem Mete için yaşanan tatsız olayın etkileri üzerinde konuşup, yapabileceklerimizi belirlemek için konuşuyorum.”

“ Biliyor musunuz Sema hanım…şey ben aslında… söylediğim cümleyi bana tekrar ettiğinizde şeyi fark ettim….”

Bekliyorum çünkü o sırada olan bitenin akışı ile Ayşe hanım kafası karışmış, düşüncelerini kontrol etmeye çabalıyor gibi endişeli ve gergin görünmeye başlamıştı. Arada bir bana bakıyor, tam bir şeyler söyleyecekmiş gibi oluyor ama sonra hem gözlerini kaçırıyor hem de söyleyeceği şeyi söylemekten vazgeçiyordu.

Yanına gidip ellerini tuttum. Kaçırıp durduğu gözlerinin tam içine bakarak ;

“ Ayşe hanım, şu anda tam burada sadece sizi dinlemek ve anlamak için bulunuyorum. Benim için sizin yaptıklarınızın doğruluğu ya da yanlışlığı önemli değil. Asla buna karar verecek olan kişi de ben değilim. Şu an tek amacım sizi tüm yaşadıklarınızla ve duygularınızla birlikte anlamaya çalışmak. Lütfen bana güvenin. Her ne isterseniz anlatın, ben sizi dinliyor ve anlamaya çalışıyor olacağım.”

Ağlamaya başladı, ağladı…ağladı…Mendil verip arada bir ellerini tutarak ya da yanında olduğumu hissetsin diye sırtını sıvazlayarak bekledim. Ne çok duygu birikiyor içimizde , ne çok hissimizi yanında güvenle boşaltacağımız birini bulamayacağımıza inandığımız için biriktirip duruyoruz diye düşündüm yine yeniden.

“ Şey ben yıllar önce üniversiteyi bırakmaya karar verdiğimde bunu ilk anneme söylemiştim.”

Hıçkırarak ağlıyor ama konuşmaya başladı şükür ki.

“ Bana ne demişti biliyor musunuz ?”

“ Ne demişti ?”

“ Seni doğurmaz olaydım. Bütün hayallerimi yıktın. Bunun için mi doğurdum ben senii……demiştiiiiiiiii…”

O cümleyi kim bilir kaç yıl önce duyduysa onca zamandır içinde tuttuğu, biriktirdiği tüm duyguları sel olmuş çağlıyordu içinden. Sarıldım, sıkı sıkı kucakladım onu. Tüm bedeni sarsılıyor ve içinde ki o küçük kız tir tir titriyordu. O titredikçe daha sıkı sarıldım, çünkü hem kalbi, hem aklı hem de bedeni hatırladığı anının etkisiyle o günden bugüne birikmiş, sıkışmış tüm o enerjiyi atmak için çabalıyordu.

Ne kadar sürdü bilmiyorum…Önce kalbi sakinleşmiş olmalı ki ağlamaları yavaş yavaş kesildi. Sonra bedeni dinginleşti ve titremeleri durdu.

Birlikte yüzünü yıkadık, birer bardak kahve aldık ve koltuklarımıza döndük.

“ Sema hanım ne oldu bana böyle anlamadım.”

“ Ayşe hanım uzun yıllardır içinizde tuttuğunuz ve belki olduğunu bile unutmayı seçtiğiniz bir anı tüm canlılığı ile yaşadığını gösterdi bize.”

“ Şey evet ben unutmuştum bunu çünkü. Siz bana cümleyi tekrar edince şimşek gibi çaktı sanki beynimde.”

“ Evet öyle oldu.”

“ Şimdi ben ne yapacağım.Ne düşüneceğimi bilmiyorum. Ne demek oluyor bu ?”

“ Ayşe hanım bugün çok kıymetli bir ( çözülme ) farkındalık yaşadınız. Şimdi şu an lütfen bir şey düşünmeye ya da yapmaya çalışmayın. Kalbinizin derinliklerinde karanlığa kapattığınız bir anı tüm gücüyle açığa çıktı. İzin verin biraz ışık girsin içeri. Bakalım bu nasıl etkiler doğuracak. Sabırla bekleyelim bir süre…”

 

Sevgilerimle…

Sema Deniz

 

 

 

 

1216 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak