DEĞERSİZ ÖĞRETMEN

Bu ülkede en çok konuşulan konulardan biri bu olsa gerek. Öğretmene değer verilmiyor ve saygı gösterilmiyor konusu. Ben pek bu kanıda değilim. Bir öğretmen olarak bana değer verilmediğini ve saygı gösterilmediğini hemen hiç düşünmemişimdir. Hala da düşünmüyorum.

Bunun nedenlerini maddeleyerek yazmak istiyorum;

  • Öncelikle kişisel değer algımı başka insanların gösterdiği tavırlara göre belirleyen biri değilim. Yani bana kendimi değerli hissettirecek davranışlar gösterenlerin yanında kendimi değerli, göstermeyenlerin yanında değersiz hissetmem. Hayatımın çoğunu okuyarak, çalışarak, gelişmeye odaklanarak, üreterek, çocuklara ve ailelere hizmet ederek, çevremdekileri geliştirmeye kendini adayarak yaşamış bir insan olarak kendimi son derece değerli bulurum. Günlük hayatta karşılaştığım velilerin, öğretmen arkadaşlarımın veya başka başka insanların beni tüm hayatım boyunca tanımamış olduklarının farkındalığı ile bana karşı tavırlarında aynı değeri göstermelerini beklemeye pek ihtiyaç duymam.
  • Öğretmene verilen değerin aldığı maaşla doğru orantılı olması gerektiğine katılıyorum. Ülkeyi yönetenlerin bizim çok değerli bir iş yaptığımızı bilmeleri ve buna uygun ferahı yaşamamızı sağlamaları gerektiğine yüzde yüz inanıyorum. Ve fakat aldığım maaş bana göre az diye ben kendimi değersiz bir devlet memuru olarak algılamam. Ülkeyi yönetenlerin idrak edemediği mesleğimizin değerinin, ben öğretmen olarak çok farkında olduğum için işin sonunda kaç para maaş alıyor olursam olayım değerli mesleğime tüm kalbimle sarılmaya devam ederim. Çünkü bana değer verilmesini istiyorsam mesleğime değer vererek çalışmam gerektiğini bilirim. Çünkü devlet bana değer vermiyor diye ben devlete değer vermekten vazgeçmem. Yaşam sürdüğüm topraklarda çocuklarımın da yaşam süreceğinin bilinciyle devlete hizmet için içsel motivasyonumu kendim oluştururum.
  • Velilerin ve toplumun öğretmene değer vermediğini, hemen her koşulda öğretmeni şikayet ettiğini, saygısız davrandığını sıklıkla ben de görüyorum. Ancak tüm bunları şöyle değerlendiririm; anne babalar çocuklarını kendince korumak, onlar için kendilerince en doğru olanı yapmak adına karakterleri ölçüsünde ve bilinçleri seviyesinde hareketler sergilerler. Öğretmeni her zaman doğru anlamayabilir ve her zaman öğretmenin beklentilerine uygun davranışlar gösteremeyebilirler. Bu en okumuş- kültürlü velisinden, en okumamış velisine kadar aynı özellikleri gösterebilir. Çünkü insan doğası bu; yavrusunu koruma güdüsü çoğu zaman doğru düşünmesini ve doğru davranmasını engelleyebilen bir güdü. Bu açıdan saygısızca konuşan ve davranan velinin; güdülerinin etkisinde kaldığını ve akli melekelerinin sağlıklı çalışmadığını bilirim. Ve böyle davranan anne babaların bana değer vermesini ve saygı göstermesini beklemekten önce çocuğu ile ilgili bana güvenmesini ve yavrusu için en az onun kadar hassas olduğumu bilmesini sağlamayı daha anlamlı bulurum.
  • Hep söylüyorum hep de söyleyeceğim; bir sınıfın kapısı kapandığında içerde öğretmen ve öğrencilerden başka kimse olmaz. Cumhurbaşkanı bile o sınıfa öğretmenden izin almadan giremez. Bir ders saati boyunca tüm o çocuklar ve öğretmen bir çok şeyi paylaşırken dışarıdaki kimse buna dahil olamaz.

İşte asıl değer burada oluşur. Değerli bir öğretmen misin, değerli bir insan mısın burada aramalısın. Her bir hareketini izleyen, her bir sözünü dinleyen ve seni hayatı boyunca unutmayacak olan bu çocukların gözlerinde. Onların kalplerinde bıraktığın izlerde aramalısın. Öğrettiğin bilgiler yanında karakterlerine kattıklarınla, imzanı sadece şimdi şu ana değil çok uzak geleceğe atıyorsun. Bunun farkında olmalısın.

Var mı daha değerli bir iş?

Kendini daha değerli hissettirecek başka neye ihtiyacın var?

Öğrencilerine verdiğin değerle dünyaya değer katıyorsun. Var mı ötesi?

Üstelik eğitim bir davadır ve öğretmenlik bir anlamda devrimciliktir. Ruhunu ele geçiren ve seni kendi yoluna çeken devrimci bir dava.

Senin Ruh’unun değerini kim biçiyor?

 

Sevgilerimle…

Sema Deniz

390 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak