CUMHURİYET NE DEMEK?

Çocuklara soruyorum;

“Cumhuriyet ne demek?”

Hep bir ağızdan haykırıyorlar;

“Cumhuriyet özgürlük demek.”

“Cumhuriyet ne demek?”

“El ele, kol kola yürümek demek.”

“Cumhuriyet ne demek?”

“Uygarlığa, çağdaşlığa durmadan-yılmadan koşmak demek.”

Her sorumda verdikleri cevaba içim cız ediyor. Yalan söylüyor muşum gibi hissediyorum. Onlar büyük bir coşkuyla yürekten inanarak haykırıyor ama ben aynı inancı taşıyamadığım için suçluluk duygusuyla eziliyorum. Aynı coşkuyu tüm kalbimle hissettiğim yıllar yaşadım elbet ama belki sadece çocuk olduğum yıllardı bunlar.

Büyüdükçe Cumhuriyet sözcüğünün kelime karşılığı ile siyasi karşılıklarının arasında farkı idrak etmeye başlıyor insan. Böyle şey olur mu? Cumhuriyet her alanda aynı anlamı taşıyor diyor olabilirsiniz. Ancak ben öyle hissetmiyorum ve sizinle burada tüm kalbimle konuşuyorum.

Mesela Cumhuriyet ÖZGÜRLÜK demekmiş ya;

Uzun yıllardır ülkemizde, özellikle biz kadınların özgür hissetmesi ve davranması hemen neredeyse imkansız hale dönüştü. Siyasi söylemlerin dinsel içeriklerle doldurulması, propaganda ve kampanyaların kişilerin dini inançları üzerinden yürütülmeye başlanması maalesef ülkede kendini din adına konuşmaya yetkili bulan herkesin cesaretlenmesine, orada burada özellikle kadınlar ve kız çocukları için çok yanlış-çok tehlikeli söylemlerin kara bir bulut gibi hepimizin ruhunun üstüne çöreklenmesine sebep oldu. Tüm bunlar öyle hızla yayılıyor ki; kendisi ve kızı için özgürlük ne demek, endişe hissetmeyen ne bir kadın ne bir anne kalmadı.

Sonra Cumhuriyet EL ELE-KOL KOLA YÜRÜMEK demekmiş ya;

Soruyorum size…Kim kiminle el ele kol kola yürüyebiliyor. Ülke siyaseti şucular-bucular politikaları üstünden yürütülüyor. Siyasi önderler televizyonda birbirleri ile öyle bir ağız dalaşına giriyorlar ki korkuyorum yakında seviye halkın önünde birbirlerine küfür etmelerine varacak. Ve maalesef siyasi parti tercihi (yine yıllardır yürütülen politikaları etkisiyle) sanki bir cemaatçiliğe dönüştüğü için kimse kendisi gibi düşünmeyen ve kendisi ile aynı partiye oy vermeyen insanla ne el ele vermesi kavga etmeden konuşamaz hale geldi. Üstelik bu öyle bilinçli bir şekilde besleniyor ki bunun varacağı sonucu yazmaya elim varmıyor.

Ve Cumhuriyet UYGARLIĞA,ÇAĞDAŞLIĞA DURMADAN-YILMADAN KOŞMAK demekmiş bir de;

Sık sık değişen eğitim sistemi, müfredat ve sınavlarla ülke çocukları nereye yürüyeceğini bilemez hale çoktan dönüştü. Kafaları ve ruhları o kadar boşaldı ki evin yolunu buluyorlarsa dua etmemiz gerekiyor. Uluslararası sınavlarda alınan sonuçlar ortada. En temel becerilerden yoksun, muhakeme yeteneklerini kaybetmiş, tek tipleştirilmeye dönük disiplin uygulamaları ile içleri boşaltılmış, kafası karışık, okula ve öğretmene güvenmeyen, okulu ve öğretmeni sevmeyen, bir şekilde okusa ve diploma edinse bile iş bulma şansı çok az, ailelerin baskısı ve sistemin tutarsızlıkları ile yitirilmiş çocuklarımız hangi uygarlığa yürüyecek inanın ben bilmiyorum.

Üstelik kız çocuklarının pantolon mu giydiği, küçücük sabilerin kime haram kime helal olduğu konuları ortalıkta tüm dehşet vericiliği ile dolaşırken nerede bu çağdaşlık?

Daha ergenliğe yeni girmiş çocuklarımız ve gençliğe yeni adım atmış pırıl pırıl gençlerimiz ülkenin bitmek bilmeyen sorunlarından ve bunların tüm çıplaklığıyla politik ağız dalaşı şeklinde televizyonda, medyada dolaşıp durmasından bıkmış, bezmiş ve vazgeçmiş durumdalar. Beyinleri iyi çalışan ve kapasiteleri yüksek öğrencilerin yurt dışına çıkmaktan daha büyük hayalleri kalmadı maalesef.

İşte böyle bir Cumhuriyet…

Tablo iç karartıcı ve gelecek karanlık görünüyor. Ancak her karanlığın ve kaosun varacağı nokta da mutlaka ama mutlaka yeni bir aydınlık, yeni bir gün doğumu olacaktır. Bu doğanın ve yaşamın kanunu…

Tüm bu olanlar bize kendimizle ile ilgili çok şey anlatıyor. Olan biteni doğru okuyarak geleceğe yürürken yapmamız gerekenleri netlikle görebiliriz;

  • Kadınları özgür olmayan bir toplumun evlatları köle olur. Kadınlar özgür, kız çocuklarımız okumuş olmalı. Çeksinler kara cübbelerini bizim üzerimizden.
  • Particilik başka millet ve vatandaşlık bilinci başkadır. Partiler değişir ama devlet esastır. Cemaat gibi partileşmekten vazgeçmeli, ortak değerleri ve ülküsü olan millet bilincine dönmeliyiz.
  • Eğitim sistemi ülkenin ihtiyaçları temelli ama evrensel bilgilerin ve bilimin ışığında düzenlenmelidir. Dünyanın bilgi hızına ve gelişmelerine uygun nitelikte gençler yetiştirebilmek için bunu derhal yapmalıyız.

 

İşte o zaman;

CUMHURİYET ÖZGÜRLÜK DEMEK,

CUMHURİYET EL ELE KOL KOLA YÜRÜMEK DEMEK,

CUMHURİYET UYGARLIĞA, ÇAĞDAŞLIĞA DURMADAN YILMADAN KOŞMAK DEMEK OLUR. YİNE YENİDEN OLUR…

 

“Cumhuriyet; düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.”

Mustafa Kemal Atatürk

478 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak