ÇOCUĞUMUZA VEREBİLECEĞİMİZ EN GÜZEL 3 HEDİYE

Çocuk yetiştirmek kolay bir iş değil. Üstelik günümüz koşullarında bizim dışımızda da pek çok etkene ve uyarıcıya maruz kalan çocuklarımızla aramızda sarsılmaz bağlar kurmak ve bunu sürdürülebilir kılmak gerçekten emek harcamamız gereken bir konuya dönüştü.

Dış etkenlerin hayatlarına hücum etmeye başlamasından önce aşağıda anlatacağım üç duyguyu çocuğumuzla aramızda oluşturacağımız bağlar ile kurarsak, sonrasının biraz daha kolaylaşacağına inanıyorum. Bunlar pek çok kitapta anlatılıyor ancak ben size iki çocuk annesi olarak kişisel tecrübelerimle anlatmak istiyorum. Çünkü hayata uyarlanmamış bir bilginin kişiye hem yük hem ekstra kaygı getirmekten başka bir işe yaramadığına inanıyorum. Bu yüzden gerçek yaşam bilgilerini daha kıymetli buluyorum kendi adıma. Siz de aynı fikirde iseniz lütfen okuyun. Değilseniz daha detaylı ve akademik bilgi şeklini pek çok kitapta bulabilirsiniz.

1-SEVGİ;

Tabi ki tüm anne babalar çocuklarını seviyorlar ve ne yapıyorlarsa onlara olan sevgilerinden yapıyorlar. Ancak bizim adını SEVGİ koyduğumuz davranışlarımız bazen çocuğumuz için aynı anlama gelmeyebiliyor. Onu korumak, kollamak, ihtiyaçlarını gidermek, onun için en iyileri bulmak, onun hayatının en iyi olması için çabalamak gibi davranışlar SEVGİ başlığı altına girebiliyor bizce ama aslında sevginin tanımı bu olmayabilir.

Birçok sözlük tanımı içinde beni en çok etkileyeni;

SEVGİ: İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.

Çocukları ile yakından ilgilenen ve bu ilgi bizim değişen ruh hallerimize, yaşam standartlarımıza göre şekillenmeyen veya onun hayatında olan bitenlerden etkilenmeyen stabil ve tutarlı bir duygu aktarımı gibi algılıyorum ben bu tanımı.

Unutmamalı ki çocuklarımızı severek onlara sevmeyi öğretiriz. Onlar bizim sevgi dolu ihtimamız sayesinde kendilerini değerli ve sevgiye layık hissederler. Ve sevildikleri için sevmeyi öğrenirler.

Henüz okul çağına başlamadan önce onlara koşulsuz aktardığımız ilgi ve sevgimiz sonrasında hayatın getirdikleri ile maalesef koşullara bürünüyor. Bu da arada oluşan bağı yavaş yavaş zedeliyor.

Ben anne Sema olarak, her iki çocuğumla da henüz hiç ne ders yapıp yapmadıkları ne sınav başarıları ne de başka dış etken yüzünden kavga etmedim ya da tartışmadım. Duyarsız kalıyorum sanmayın, böyle sorunları herkes gibi biz de yaşıyoruz, çözümsüz kaldığımız durumlarda oluşuyor. Böyle bir durumla karşılaştığımda, onlarla aramda ki sevgiyi etkileyecek herhangi bir aşırı duygu yaşamadan, kullandığım kelimelerde herhangi bir sıfat veya etiketleme yapmadan, yaşanan durumu başarısızlık veya her ne ise çocuğumun karakteriymiş gibi onunla özdeşleştirmeden konuşuyorum. Çünkü çocuklarımı okul başarısı veya sınav başarısı dışında kendi karakterleri ile tanıyor ve o karakterleri çok seviyorum.

Yaşamın sonradan hayatlarımıza kattığı şeylerin bu sevgiyi ve o karakterleri zedeleyici etkilere neden olmasına da son derece bilinçli bir şekilde direniyorum.

2-GÜVEN;

Çocukların en temel ihtiyaçlarından birinin ebeveynlerine hissedeceği GÜVEN duygusu olduğuna yürekten inanıyorum. Bunu çocuklarımıza aktarabilmek ve hissettirebilmek içinde güvenilir anne babalar olarak davranmamız gerekiyor. Yaşamın içinde hemen her yaşta çok değişik ortamlara giren çocuklarımız her zaman iyi ve düzenlenmiş koşullarda bulunamayabiliyorlar. Bunun etkisi ile de her zaman çok doğru davranışlar sergilemedikleri durumlarla anne babaların karşılaşması pek nadir görülen bir şey değil.

Çocuklar büyüdükçe en çok duyduğumuz şey “ Bunu annem duymasın, aman babama söylemeyin, babam bunu duysa beni mahveder, annem çok kızacak şimdi….” Gibi sözlerdir.

İşte tam bu nokta da, bir çocuğun her ne yaşarsa yaşasın anne-babasına söyleyebileceğini ve yaşadığı şey ne olursa olsun onlar tarafından korunup, kollanıp, gerekirse hataları telafi edilerek ya da onun telafi etmesi için fırsat verilerek o sevgi ve güven dolu anne-baba kollarına her zaman sarılabileceğini hissetmesi kadar değerli bir duygu bilmiyorum ben. Bunu hisseden ve yaşayan bir çocuğun da hayata karşı çok daha sağlam ve güçlü durabileceğine, üstelik bunu anne-babasından bulduğu içinde dışarıda arayarak yanlış ilişkilere veya heveslere kapılma tehlikesinden korunacağına yürekten inanıyorum. Anne-babanın güvenli kolları karmaşık hayat yollarında çocuklarımıza verebileceğimiz en etkili pusula diye düşünüyorum.

3- OLDUĞU GİBİ KABUL EDİLMEK

Şu an anne baba olan bizler de yakın geçmişte çocuktuk ve biraz hatırlarsak belki de çoğumuzun ortak derdi, bir şey olmak veya bir şey başarmak zorunluluğu ile geçen büyüme sürecimizdi. Hemen her gün en az bir kişiden istediği hayatı yaşamadığı, sevdiği mesleği yapmadığı , yanlış evlilik yaptığı vs gibi şeyler dinliyorum. Eminim çoğumuzda aynen öyle hissediyoruz.

Bunu anlıyorum ancak hem bunları yaşayıp hem hala aynılarını çocuklarımıza yapmamızı cidden anlayamıyorum. Biz olduğumuz halimizle hayatta bir şey elde edemeyeceğimize ve elde etmek için başka bir şeye dönüşmek zorunda olduğumuz inanarak yaşamımızı kurduk ama ne kadarımız olduğu halinden veya kendinden mutlu. Oldukça düşük bir orandır kaba tahminle. Ve bir de kendi hayatlarımızda bir manada yanlışlığı kanıtlanmış bir yolu aynen çocuklarımıza dayatıyoruz. Üzgünüm ama bence çok mantıksız.

Ben anne Sema olarak bu sürgitden çıkıyor, çocuklarımı oldukları haliyle kabul ettiğimi derinden hissediyor ve onlara hissettirmek içinde elimden geleni yapıyorum. Çünkü tamamen kendi hayatımdan biliyorum ki, kendinden memnun ve mutlu hissetmeyen bir insan ne başarırsa başarsın ne kazanırsa kazansın içsel mutluluğa kavuşamıyor ve hayat pek de zevkli geçmiyor.

Unutmamalı ki;

Biz çocuklarımızın olduğu halinden mutlu olmazsak onlar da hiçbir zaman kendilerinin olduğu halinden mutlu olamayacaklar.

 

SEVGİLERİMLE….

4886 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

Yorum Bırak