Çocuklarımın sadece annesi olduğum ve öyle kalmak istediğim, onlar okula başladığından beri öğretmenlere anlatmak istediğim bir konudur . Belirli periyodlarla katıldığım veli toplantılarında veya öğretmen görüşmelerinde ısrarla üstünde durmaya çalışırım.

Neden mi bunu yapıyorum ;

Belki veli beklentilerinden belki de bir yarış sistemine dönüşen eğitim politikamızdan kaynaklanan bir sebeple okulların, veliden annelik-babalık yapmaktan çok bir manada evde ikinci öğretim yapan öğretmenlere dönüşmelerini istemeleri.

Katıldığım toplantılarda;

“ biz okul olarak şunları şunları yapıyoruz ama çocuğunuzun şu sonuca ulaşmasını istiyorsanız, siz de evde bunları yapmalısınız.” Şeklinde söylemlere yıllardır tanık oluyorum.

En son küçük oğlumun öğretmeni;

“ Oğlunuz için hedeflerim şu yönde, başarabileceğine inanıyorum. Siz de destekler ve şunları yaparsanız, başarılı olacağına eminim. “ dediğinde yine yeniden anlatmayı denedim.

“ Öğretmen hanım, sizi anlıyorum. Çocuğumla ilgili beklentilerinize ve planlarınıza bu kadar inanmanızı takdir ediyorum. Ancak ben evde oğluma sadece annelik yaparım. Siz onun öğretmenisiniz, ben annesiyim ve öyle kalmak istiyorum.” dedim. Ne demeye çalıştığımı anlamadı bir süre.

“ Bakın ben çocuklarının eğitimsel başarıları yanında psikolojik sağlığını da önemseyen bir anneyim. Eğer sizin benden beklediklerinizi yapmaya kalkarsam, çocuğumun yaşamında ki en temel ihtiyaçlarından olan anne ilgisi, sevgisi ve şefkati gibi duyguları okul başarısı ve disiplinini sağlamak için zedeleyebilirim.” Şeklinde sözlerle anlatmaya çalıştım kendimi.

Çocuğunuzun ödev yapıp yapmadığını kontrol etmeyi, yapmadıysa başında nöbet tutarak yaptırmayı, yaptığı ödevleri denetleyip yapamadıklarını yeniden yaptırmayı ve tüm bunlar bittikten sonra yetmezmiş gibi bir de üstüne test çözdürmeyi sağlamak……nasıl geldi okurken size bilemem ama bana berbat geliyor. Tüm bunları öğretmenin yapması ve okulda takip edilmesi gerektiğini  düşünüyorum.

Okul başarısını elde etmenin evde mini bir dershane kurmaya bağlı olmadığına, annenin-babanın ikinci öğretimcilere dönüştürülmemesi gerektiğine, okul da eğitim-öğretim gören bir çocuğun evde ona anne-babalık yapan yani onun duygusal ihtiyaçlarını da fark eden ve gideren ebeveynleri ile birlikte olmasının onun için en iyisi olduğuna , evin çocuk için güven ve sevgi dolu bir ortam olarak tutulması gerektiğine inanıyorum.

Lütfen düşünün ; sınavlar da elde etmesi gereken sonucu sağlamak için ev de çocuğunuzla yaşadığınız tartışmaların, size ve çocuğunuza ne kazandırdığını ve neleri alıp götürdüğünü…….

Siz; ona tam olarak anne-baba olduğunuz da, minik hayatının büyümesi ve gelişmesi sürecinde tam farkındalıkla ve ilgiyle bazen yanında, bazen kollarınızın arasında, bazen arkasında bazen uzaktan izleyerek hiç etrafında olmadığınız da ama her zaman sevgi ve güvenle kalbinde olduğunuz da onun minik yaşamında okul başarısıyla birlikte ne çiçekler açacak ne güneşler doğacak  ve hayat onun dünyasında sizin tanıklığınızla ne mucizeler yaratacak………………

9336 Toplam 1 Bugün
Yazar: Sema Deniz

    5 yorum

  1. demet Mayıs 17, 2015 at 7:26 pm Cevapla

    Çok etkileyici bir yazı.Kimbilir kaçıncı okuyuşum. Arada motivasyonumu tazelemek için yeniden yeniden okuyorum. Sema hanım harikasınız.

  2. Tamer Mayıs 19, 2015 at 12:35 pm Cevapla

    Sema Hanım;
    Muhteşem yazılarınızı böyle harika bir siteden takip etmek kaybetmeye başladığım okuma alışkanlığımı canlandırdı..Teşekkürler

  3. Ayhan Mayıs 21, 2015 at 5:44 pm Cevapla

    Yüreğinize sağlık.

  4. bora karaaslan Kasım 12, 2015 at 12:13 pm Cevapla

    Konuya guzel yaklasmissiniz.Ogretme siyah siz beyaz demissiniz.Ben hayatin sanat kisminin siyah ya sa beyazda olmadigina inananlardanim.Parantez icerisinde sizin tutumunuzun ogretmenin tutumundan pek farki yok derin dusunurseniz anlarsiniz.
    Hayatin sanat yonun gri tonlarda olduguna inanirim.
    Burada sizin durumunuzda cocugunuza sevgi ve sefkatle beraber cocugunuza zaman planlamasini sorumluluklarini nasil yerine getirenilecegini ogretmeniz gostereceginiz sevgi ve sefkate engel olmaz diye dusunuyorum.Sevgiler…

    • Sema Kasım 12, 2015 at 2:49 pm Cevapla

      Sayin Bora Karaaslan
      Farklı bakış açınızı paylaştığınız için teşekkür ederim. Ben de sanat diye ayirmadan hayatın gri alanlarının yoğunluğunun daha fazla olduğunu düşünmekteyim. Çocuğuma ders yaptırması gereken öğretmen ama haklısınız zaman planlaması ve sorumluluklar benim görevim. Yazı uzamasin diye bunu belirtmedim ama başka bir yazı konusu yapayım bunu . Çünkü çocuğun karakter gelişimi ailenin sorumluluğudur. Aynı kanidayim sizinle.
      Sevgiler

Yorum Bırak